Etiketler


Etiketler ‘Saç Neden Dökülür’

Saç Dökülmesinde nedenler nelerdir?

Salı, Kasım 24th, 2009

Saç dökülmesine neden olan birçok faktör vardır. En sık karşılaşılan saç kaybı şekli, tıbbi olarak androjenik alopesi adı verilen ve cinsiyet hormonlarının etkileri ile ortaya çıkan erkek tipi saç kaybıdır. Androjenik alopesi dışında yanık, travma ve bazı hastalıklar sonucu da saç kaybı ortaya çıkabilir.

Saç kaybı genellikle ya başın tepe kısmından, ya da alın bölgesinde şakak üstlerinden başlar ve zamanla başın önce tepe kısmına, daha sonra da arka kısımlarına doğru genişler. Son aşamada sadece dökülmeye karşı en dayanıklı bölgeler olan kenar kısımları ve ense bölgesinde saç kalır. Bu bölgelerdeki saçlar, cinsiyet hormonlarının saçlar üzerindeki etkilerine karşı daha dirençlidirler. Dirençli bölgelerdeki saçların da dökülmesi tam bir saç kaybına yol açar ki, bu durum son derece ender rastlanan bir durumdur. Saçların, başın her bölgesinde dökülmeye farklı derecelerde direnç göstermesinin nedenleri ise net olarak bilinmemektedir.

Saç kaybını önleyen ya da dökülen saçların yerine yeniden saçların çıkmasını sağlayıcı nitelikte kesin çözüm üreten tıbbi bir tedavi henüz geliştirilmemiştir. Ancak cerrahi olarak uygulanabilecek bazı yöntemler ile bu sorun giderilebilir. Uzun yıllardır alopesinin cerrahi olarak giderilmesine yönelik birçok teknik geliştirilmiştir. Bu tekniklerin büyük bir kısmı günümüzde uygulanmamakta olup, son yıllarda, en modern ve en yeni teknik olan mini ve mikro greft yöntemi popüler hale gelmiştir.

Saç ekimi için mini ve mikro greft tekniği ve FUE tekniği uygulanmaktadır. Bu yöntemler, çok olan yerden alıp az olan yere transfer etme esasına dayanır. Saçların dökülmeye karşı en dayanıklı olduğu ense bölgesinden 1.5-2 cm. genişliğinde ve 10-12 cm. uzunluğunda şerit şeklinde, içinde saçları da içeren bir deri çıkarılır. Şerit şeklindeki derinin çıkarıldığı alan, karşılıklı deri kenarlarının birbirine yaklaştırılarak dikilmesi ile kapatılır. Çıkarılan saçlı deri, operasyon ekibi tarafından her birinin içinde 1-6 saç teli kalacak şekilde, sayısı yüzlerce ya da birkaç bin olacak kadar ince ince doğranır. 1-2 saç teli içeren parçalara mikro greft, 3-6 saç teli içeren parçalara mini greft adı verilir. Doğrama işlemi tamamlandığında ekim yapılacak bölgeye küçük çaplı delikler açılır, mini ve mikro greftler açılan delikler içine yerleştirilerek ekim işlemi tamamlanır.

Operasyon, lokal anestezi altında, işlem yapılacak bölge uyuşturularak yapılır. Ekim yapılacak alanın genişliğine göre 3-6 saat sürebilir. Ekim yapılacak alan geniş bir bölge ise ilk yapılan ekim bazen yeterli olmayabilir, böyle durumlarda 2 ya da 3 seanslı operasyonlar planlanır. Kişi, operasyonun bitiminde evine dönebilir, hastane bakımı gerektirecek bir işlem değildir. Operasyonun ardından kişiyi rahatsız edecek derecede ağrı olmaz, hissedilen ağrı, ağrı kesici ilaçlar ile rahatlıkla kontrol edilebilir. Kişi, ameliyattan 4 gün sonra banyo yapabilir.

Ekim yapılan saçlar, canlılıklarını korurlar. Normal saçlar gibi uzarlar. Ancak operasyondan sonraki ilk birkaç hafta içinde ekilen saçlarda geçici bir dökülme olabilir, ancak bu dökülmenin ardından aynı noktalardan yeni saçlar çıkacaktır. Saçların tekrar çıkması ve normal uzama sürecine girmesi yaklaşık 6 ay zaman alır. Ense bölgesinden alınan saçlar, dökülmeye karşı dirençli oldukları için, ekim yapıldıktan sonra da bu özelliklerini korurlar, yani ekilen saçlar kalıcıdırlar. Ekim yapmak için saçlı derinin alındığı ense bölgesinde ise dışarıdan bakıldığında saçların arasında kaldığı için fark edilmeyen ince bir çizgi şeklinde iz kalır.

Saç neden dökülür. Saç dökülme nedenleri nelerdir

Pazar, Haziran 28th, 2009

Saç Neden Dökülür?

Saç dökülmesi erkeklerde ve kadınlarda psikososyal bir rahatsızlık yaratmaktadır. Camacho’nun araÅŸtırmalarında Kadın Tipi Saç Kaybı (FPHL) gözlemlediÄŸi vakalarında %55 oranında depresyona meyil tespit etmiÅŸtir. Erkek Tipi Saç Kaybı (MPHL) vakalarında ise %78 kaygı (anxiete) ve %22 daha saldırgan davranış yapısı gözlemlemiÅŸtir. Saç kaybı tedavi edilebildiÄŸinde ise kadınlarda %89, erkeklerde ise %76 oranında diÄŸer ÅŸikayetlerde düzelme olmuÅŸtur.

Peki bizleri bu kadar sıkıntıya sokan saç dökülmesinin sebebi nedir? Aslında bu sorunun tek bir cevabı yoktur. Saç dökülmesi erkeklerde ve kadınlarda multifaktöriyeldir, yani birçok faktör beraber rol almaktadır.

Erkek Tipi Saç Kaybı (Male Pattern Hair Loss)
Erkeklerde saç dökülmesinin en sık ve en önemli sebebi androjen hormonudur. Malesef saç kaybının baÅŸlama yaşı giderek küçülmektedir. Ergenlik çağında baÅŸlayan saç dökülmesinin farkedilebilir düzeye gelebilmesi için yaklaşık %50′lik bir kaybın oluÅŸması gerekmektedir. Bu sebeple, saç dökülmesine eÄŸilimi olan kiÅŸilerde erken görüntüleme testlerinin, saç analizi ile elde edilen anajen/telojen oranlarının ve ailesel yatkınlığın beraber deÄŸerlendirilmesi çok önemlidir.

Erken düzeyde tespit edilebilmiş saç dökülmesi olan bir erkekte anti-androjenik bir tedavi ve diğer tedavi seçenekleri ile dökülmeyi yavaşlatmak olasıdır. Bazı durumlarda dökülme eğilimi olan incelmiş saçların bile tekrar kalınlaşarak hacim kazanması mümkün olabilmektedir (%67).

Saçın ön çizgisindeki en ufak geri çekilmeyi (Norwood Tip II) saç dökülmesi olarak kabul edersek, Hamilton’ın çalışmalarına göre 50 yaşındaki bir erkekte saç dökülme sıklığı %98′ken Norwood’a göre bu oran %67′dir.

Tedavinin, saç dökülme seviyesinin erken aşamalarında başlatılmasının önemi giderek artmaktadır.

Erkek Tipi Saç Kaybına (MPHL), Androgenetik Alopesi denmesinin temel nedeni “Andro” yani androjenlere (testesteron, dihidrotestesteron, androstenedion) baÄŸlı olarak genetik geçiÅŸ göstermesidir.

Kalıtımsal olarak birçok farklı genin saç dökülmesinde rol oynadığı düşünülmektedir. Bu faktörlerden bir tanesi 5-alfa-redüktaz enziminin üretildiği gen iken (hem anneden hem babadan geçiş gösterir), diğer önemli faktör ise X kromozomu üzerinde bulunan ve sadece annemizden bize aktarılan Androjen reseptör geninde meydana gelen ve reseptörün yapısında değişimlere neden olan genetik değişimlerdir.

Bu genler içerisinde Androgenetik alopesi ile en güçlü ilişkisi gösterilen gen, annemizden bize aktarılan androjen reseptör genidir. Bu durum her ne kadar baba ile oğul arasında gözlenen benzerliği açıklayamasa da, Androjene Duyarsızlık Sendromunda (Complete androgen insensitivity syndrome) erkek tipi saç kaybının gözlenmemesi ile desteklenmektedir.

Erkeklerin kanındaki androjenlerin büyük bölümünü Testesteron oluÅŸtursa da, saç dökülmesinde baÅŸ rolü testesteronun metaboliti olan dihidrotestesteron (DHT) oynar. 5-alfa-redüktaz enzimi, testesteronu daha aktif olan DHT’ye dönüştürür. DHT ise androjen reseptörüne tutunarak beraberce saç folikül hücresinin çekirdeÄŸine girip DNA’ya baÄŸlanır. DNA’ya baÄŸlanarak üretilmesi saÄŸlanan yeni proteinler ise saçın doÄŸal siklusunu bozar. Saç önce incelir (minyatürizasyon) sonra pigmentini kaybederek cilt içinde yükselip dökülür.

5-alfa-redüktaz enziminin bilinen 2 farklı tipi mevcuttur. Tip I; cilt, böbrek, karaciğer ve beyin hücrelerinde bulunur ve fonksiyonu tam olarak belirlenememiştir. Tip II ise, kafa derisindeki saç foliküllerinde ve prostatta bulunur. Finasterid tedavisi işte bu tip II enzimi etkileyerek saç dökülmesini azaltmaktadır.

Saç ekiminde verici bölge (donor area) olarak kullanılan alanlardaki saç folikülleri aynı DNA yapısına sahip olmasına rağmen, androjenik faktörlerden etkilenmemektedir. Bunun sebebine yönelik farklı görüşler bulunmaktadır (örneğin DNA metilasyonu gibi epigenetik faktörlerde olabilecek farklılıklar). Bu konuda yapılacak çalışmaların saç dökülmesini durduracak etkili bir tedavi için en önemli nokta olduğunu düşünüyorum.

Erkek tipi saç kaybının (MPHL) sınıflandırılmasında farklı skalalar kullanılmakla beraber, 1941 yılında sunulan Hamilton-Norwood sistemi en popüler ve kabul edilmiş olandır.

Kadın Tipi Saç Kaybı (Female Pattern Hair Loss)
Genel olarak kadınlarda saç kaybı sorununun erkeklere oranla daha az olduğuna inanılır. Son dönemde kadınların saç kaybından giderek daha fazla şikayetçi olduğunu gözlemliyorum. Hamilton yaptığı çalışmalarda 50 yaşına gelmiş kadınların saç kaybına uğrama oranını %86 olarak rapor etse de, diğer araştırmacılara göre bu oran %6 civarındadır.

Androjenlere baÄŸlı saç kaybı kadınlarda görülse de bu oran erkeklere kıyasla oldukça düşüktür. Androjen salgılayan tümörler (böbreküstü bezi vb…), ya da polikistik over gibi altta yatan sebepler androjen dengesini deÄŸiÅŸtirerek dökülmeye sebp olabilir. Bu gibi durumlarda adet düzensizliÄŸi (menstruational cycle disturbance), kıllanma artışı (hirsutism), akne gibi oluÅŸumlar tabloya eÅŸlik eder.

Kadınlardaki saç kayıpları genelde erkeklerden farklı olarak ön saç çizgisinden başlamaz. Midscalp dediğimiz ara bölgeden başlayarak yayılır. Önce zayıflayan saç giderek incelir ve seyrelmeye başlar.

Kadın Tipi Saç Kaybında (FPHL) genetik yatkınlığın en önemli faktör olduğunu düşünüyorum. Bununla beraber demir eksikliği, tiroid hormonunun fazla ya da az salınımı, B vitamini, çinko ve magnezyum eksikliği, dengesiz diyetler, diffuse alopecia areata, kronik telogen effluvium, hamilelik sonrası, kronik hastalıklar, kendi saçını koparma (trichotillomania), Lupus (SLE) ve özellikle ciddi psikolojik stres sıkça karşılaşılan sebeplerdir.

Kadın tipi saç kaybını ilk olarak Ludwig I, II, III olarak sınıflandırmıştır. Daha sonra Olsen yeni bir sınıflandırma yaparak erken dönem ve post menopozal olarak saç dökülme karakterlerini ayırmıştır.