Etiketler


Etiketler ‘saç hastalıkları’

Saç bakım ürünleri ne kadar gerekli..

PerÅŸembe, Åžubat 4th, 2010

Saç bakım ürünleri gerçekten çok gerekli mi?

saç bakım ürünleri

saç bakım ürünleri

Pek çok kadının banyosunda abartılı sayıda saç ürünü bulunur. Bunları genellikle, kokuları, ambalajları, promosyonları gibi değişik sebeplerden satın alırız. Ancak tüm bu ürünlere neden ihtiyaç duyduğunuzu bilir misiniz?

Åžampuanlar
Şampuansız saçlarınızın nasıl görüneceğini bir düşünün. Havada uçuşan toz toprak içinde, kafa derinizin ürettiği yağlarla ve kullandığınız şekillendiricilerle, yıkanmamış saçlar matlaşır, yağlanır ve hatta kokmaya başlar. Sampuan suyla karışınca köpük üreterek ve yumuşatıcı etki kazanarak ( zengin amonyum sülfat ve sodyum sülfat gibi ) saçlarda ve kafa derisinde oluşan kirleri, oluşan yağları ve şekillendiricilerin kalıntılarını ortadan kaldırır. Yumuşatıcılar, yeni katkılarla köpükle durulanır. Köpük kirlerin arındırılması konusunda yardımcı olur. Şampuan tüm kiri yok eder ve saçınızın temiz, parlak ve dolgun gözükmesini sağlar.

Kremler
Şampuanlar saçın doğal nemini yok ettiğinden, sonrasında krem kullanılmazsa, saçlarınız kaba ve kuru kalır. Kremler saça, dimentikon ve trisetilmonyum klorit gibi maddelerle katkıda bulunarak, doğal yağlanmayı ve yüzeyin pürüzsüz kalmasını sağlar. Statik yüklenmeyi yayarak, saçların dağılmasını, dolanmış saçların kırılmasını önler ve saçları yumuşak, parlak tutar. Ancak yanılgıya kapılmamak gerekir: Kremler hastalıklı ve hasarlı saçları asla iyileştiremez; çünkü saç canlı bir madde değildir. Kremlerin kullanım yoğunluğu kişisel ihtiyaça göre değişiklik gösterir. Örneğin saçlarınız boyalı, kalın telli ve parlaksa, ince telli ve özellikle boyasız saçlara göre daha fazla krem gerekebilir.

Şekillendirici Ürünler
Bunlar günlük kullanılan ürünler olmamasına rağmen birçoğumuz saçlarımıza istediğimiz şekli verebilmek için bu ürünleri banyomuzda bulundururuz. Şekillendirici ürünler, polimer ve reçine gibi maddeler ihtiva ederler ve saça arzu edilen şekli vererek o şekilde kalmasını sağlarlar. Piyasadaki en yaygın şekillendiriciler katkı maddesi olarak polikuaterniyum, PVP ve dimetalaminoetilmetakrilat ihtiva eder. Saç köpükleri, jöleli spreyler ve şekillendirici spreyler saçlardaki dolgunluğu, bukle ve kıvrımları kontrol ederek, bunların kalıcı olmasını sağlarlar.

Bu ürünler şekillendirme öncesinde, nemli saçlara uygulanır. Sıkıştırılmış spreyler ve bukle sağlayıcı sıvılar, katı jölelere göre daha hafiftir. Dolgunluk ve buklelerin kalıcılığını sağlamak için kullanılırlar. Bu hafif ürünler, jöleye göre saçların daha az katı ve doğal hissedilmesini sağlarlar. Katılaştırıcı ve şekillendirici jöleler, köpükler ve sprey ürünleri ile aynı etkiyi sağlamakla birlikte, daha ağırdırlar ve daha ziyade katı şekillerin elde edilmesi amacıyla kullanılırlar. Bunlar aynı zamanda anlık şekillendirmelerde veya kuru saçları yeniden şekillendirmekte de kullanılabilirler. Değişik ihtiyaçlara göre formüle edilmiş pek çok çeşit saç bakım ürünü mevcut olduğundan, bunlar arasından saç şeklimize ve yaşantımıza en uygun olanını seçmek gerekir.

Bir dahaki saç kestirmenizde ve yeni şekil verdirmenizde, yeni görüntünüzü korumada size yardımcı olacak ürünü kuaförünüze danışmalısınız. Bu konuda bir profesyonelden görüş almak mutlaka daha yararlı olacaktır.

alıntı

Doğal, sağlıklı saç bakımının 7 altın kuralı..

Cumartesi, AÄŸustos 1st, 2009

Sağlıklı saçlara sahip olmayı herkes ister. Peki ama güzel ve parlak saçlara nasıl sahip olunur?

Uzmanlar saÄŸlıklı saçlara sahip olmak için, saÄŸlıklı, dengeli ve doÄŸru beslenmek gerektiÄŸi görüşünde birleÅŸiyorlar…

İşte sağlıklı saçlara sahip olmak için gerekli olan kurallar:

Kural 1: Saç sadece kökünden beslenir. Bu kural hiç unutulmamalıdır. Dışarıdan lokal olarak uygulanan preparatlar, saçlarımıza sağlık getirmez. Bu tür uygulamalar, saçların yıpranmış görüntüsüne, kısa süreli değişmeler dışında yarar sağlamaz. Saçlarımız için gerekli olan besin maddeleri, saçlarımıza, sadece kan yoluyla ulaşabilir. Yeterli protein, demir, çinko, biotin ve folik asit içeren beslenme şekli, saçlarımız için çok önemlidir.

Kural 2: Saç boyası, renk açıcılar, jöle ve köpük gibi kimyasal maddelerin günümüzde çok sık kullanılıyor. Bu maddeler doğru kullanıldığında, nadiren saçlara zarar verir. Çok sık ve uzun süreli uygulamalar, saçların zaman içinde zayıflamasına ve kırılmalara sebep olur. Sık şampuanlama saçların yıpranmasına sebep olur. Gün aşırı yıkama, saç sağlığı açısından uygun gözükmektedir.

Kural 3: Saçlar ıslak iken daha kırılgandır. Islak saçlar yumuşak havlularla ve düşük ayarlı kurutma makineleriyle kurutulmalıdır.

Kural 4: Aynı şekilde kaba ve sert fırçalama, saçların çabuk yıpranmasına ve mat görünmelerine neden olmaktadır.

Kural 5: Kimyasal içeriği az olan bakım ürünleri kullanmalıyız. Örneğin ammoniyum lauryl sülfat ya da silikon içeren ürünler, saçlarımızı aşırı kurutarak daha kolay kırılmalarına yol açmaktadır.

Kural 6: Sıkı toplanmış saçlar, atkuyrukları, topuzlar ve örgüler saçların köklerini zayıflatır. Özellikle alnın yan kısmındaki saç dökülmelerinin sebebi saçların sıkı ve gergin toplanmasıdır.

Kural 7: Saç sağlığı için en önemli olan diyetin içeriğidir. Protein açısından yetersiz diyetler, saç köklerini dinlenme dönemine sokarak, proteinden tasarruf etme yoluna gider. Bu ağır diyetleri takiben 2–3 ay içinde yaygın saç dökülmesi görülebilir.

Anagen Saç Dökülmesi (Anagen Effluvium)

Salı, Haziran 30th, 2009

Difüz ve saçlı derinin tümünü tutan akut saç kaybı (günler ve haftalar içinde) şeklindedir. Dökülen kılların anagen oranı çok yüksektir. Telogen kılların aksine anagen kılların proksimal ucu pigmante ve ince, kıvrıktır. En çok kemoterapi ve iyonize radyasyon tedavisini takiben oluşur. Ayrıca kolşisin ve intoksikasyonlar (civa, arsenik, bakır, talyum) da sebep olur. Distrofik anagen saç kemoterapi sonrası veya zehirlenmelerde görülür.

Telogen Saç Kaybı (Telogen Effuluvium )

Salı, Haziran 30th, 2009

Saç , Telogen Saç Kaybı (Telogen Effuluvium ) , SAÇ HASTALIKLARI VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ , SAÇKIRAN , MANTARTelogen effluvium, normal telogen safhadaki saçların dökülmesindeki artmadır. Özellikle kadınlarda olmak üzere her yaşta görülür. Klinik olarak; taramakla, banyo sırasında, hafif çekmekle kolay dökülen saçlar sonucu difüz bir seyrelme söz konusudur. Saçlı deri normaldir. Normalde saç kıllarının %80-90’ı anagen, %10-20’si telogen safhadadır. Telogen effluviumda ise hafif çekme ile ele gelen kılların %25’den fazlası telogen safhadadır. Normalde günde 50-100 telogen saç kaybı olur. Telogen kıllarının proksimal uçları çomak şeklinde ve depigmantedir. Telogen saç kaybı etkenden 2-3 ay sonra başlar.

Erkeklerde Saç Dökülmesi

Pazar, Haziran 28th, 2009

Erkeklerde Saç Dökülmesi

1. GENETİK FAKTÖRLER

Androgenetik saç dökülmesi kişinin kromozomlarında belli bir genetik kodun olmasına bağlıdır. Bir veya daha fazla gen üzerinde taşınan bu kod anne veya babadan kalıtılabilir.

Toplumda kellik anne tarafından aktarılan bir genin erkek çocuklarda tanımlanmasıyla ortaya çıktığı şeklinde yaygın bir inanış vardır. Androgenetik saç dökülmesi olan hastaların kromozomlarının genetik incelemesi bu inanışın iki bakımdan yanlış olduğunu ortaya koymuştur: Öncelikle, androgenetik saç dökülmesi otozomal dominant olarak kalıtılmaktadır, yani sorumlu gen(ler) anneden veya babadan gelebilmektedir. İkinci olarak, bu genetik kod hem erkeklerde, hem de kadınlarda tanımlanabilmekte, dolayısıyla hem kız, hem de çocuklar ileride bu tip saç dökülmesine maruz kalabilmektedir.

Üzerinde ısrarla durulması gereken bir nokta da sorumlu gen(ler)i taşıyan herkeste androgenetik saç dökülmesinin gerçekleÅŸmeyeceÄŸidir. Bir genin aktif olabilmesi için kiÅŸinin vücudunda “tanımlanması” gerekir. Belli bir genin tanımlanması ise hormonlar, yaÅŸ, stres düzeyi vs. gibi pek çok faktöre baÄŸlıdır. Dolayısıyla eÄŸer bir kiÅŸinin saçı dökülmüyorsa bunun iki sebebi olabilir: Ya o kiÅŸi saç dökülmesinden sorumlu gene sahip deÄŸildir, yahut varolan gen tanımlanmamıştır.

Androgenetik saç dökülmesinden tek başına sorumlu olan gen veya gen kümesi henüz keşfedilememiştir. Fakat bilim adamları bu gen(ler)in erkeklik hormonlarının, 5-alfa redüktaz enziminin ve saç köklerindeki androjen reseptörlerinin sentezinde etkili olduğundan şüphe duymamaktadırlar. Bunlar erkek tipi saç dökülmesinde rol oynadığı bilinen üç ana faktördür. 5-Alfa redüktaz enzimi bir erkeklik hormonu olan testosteronu daha aktif bir formu olan dihidrotestosterona (DHT) çevirir. DHT de saç köklerindeki androjen reseptörlerine bağlanarak etkisini gösterir.

Genetik mühendisliği ve tıbbi genetikteki gelişmeler sayesinde erkek tipi saç dökülmesinden sorumlu olan gen(ler) fazla uzak olmayan bir gelecekte bulunacaktır. Bu buluş bize sadece androgenetik saç dökülmesini tedavi etme imkanı değil, aynı zamanda bunun ileride ortaya çıkma riskini yeni doğan bir bebekte bile tespit etme olanağı verecektir.

2. HORMONAL ETKİLER

Androgenetik saç dökülmesinin oluÅŸum mekanizmalarında rol oynayan hormonlar androjenler olarak da adlandırılan erkeklik hormonlarıdır. “Androjenler nasıl kellik yapar?” sorusunun cevabını vermek çok da kolay deÄŸildir. Androjenler pek çok yaÅŸamsal mekanizma üzerinde önemli etkilere sahiptirler. Etkilerini diÄŸer hormonlar gibi hücre zarı üzerindeki veya hücre içindeki reseptörlere baÄŸlanarak gerçekleÅŸtirirler. Bir saç kökünü farklı türden androjenler etkileyebilir ve vücudun farklı bölgelerindeki saç kökleri aynı androjene farklı cevaplar verebilir. ÖrneÄŸin, koltuk altındaki kılların büyümesini saÄŸlayan androjenler, kafa derisindeki saçların dökülmesine neden olmaktadır.

Saç dökülmesi sürecinde iki tip androjen rol oynar. Bunlar testosteron ve dihidrotestosterondur (DHT). Dihidrotestosteron adından da anlaşılacağı üzere bir testosteron türevidir. 5-Alfa redüktaz enziminin görevi göreceli olarak inaktif olan testosteronu, daha aktif bir formu olan dihidrotestosterona çevirmektir. DHT saç kökleri üzerindeki her tip androjen reseptörüne kolaylıkla bağlanıp kuvvetli etkisini gösterebilir. Testosteronun da saç kökleri üzerinde etkisi vardır, fakat bu DHT`ninkinden çok daha zayıf bir etkidir. Dolayısıyla saç köklerinin içinde ve çevresinde, özellikle dermal papillada çok sayıda bulunan 5-alfa redüktazın androgenetik saç dökülmesi sürecinin anahtar enzimi olduğu söylenebilir.

Bu iki hormonun saç köklerindeki reseptörleriyle etkileşmeleri kafa derisini kaplayan saçlarda bir takım değişimlere neden olur. Zaman içinde terminal saçların büyüme (anajen) evreleri kısalır. Katajen (ara) ve telojen (dinlenme) evrelerinin sürelerinde bir değişiklik olmadığından, sonuç olarak dinlenme dönemindeki saç köklerinin sayısı ve oranı artar. Katajen ve telojen dönemindeki köklerin normalde %10 olan oranı %20`ye çıkar. Daha fazla saçın dinlenme döneminde olması da, daha fazlasının dökülmesi sonucunu doğurur. Etkilenen saç kökleri kısalır ve incelir. Bunun sonucu olarak buralardan daha ince, kısa ve zayıf saçlar çıkar.

Her erkek ve kadında androjen hormonları ve bunların reseptörleri mevcut olduğu halde niçin herkeste saç dökülmesi görülmediği sorulabilir. Bu sorunun gerçekten tatmin edici bir cevabı yoktur. Yine de bazı fikirler öne sürülmektedir ve bunların başlıcalarına aşağıda kısaca değinilmektedir:

Androgenetik saç dökülmesi olan kişilerin saç köklerindeki androjen reseptörlerinin sayısı normalden fazladır. Bunun sonucu olarak kanlarındaki androjen düzeyi normal olmasına rağmen, androjenler bu kişilerin saç folikülleri üzerinde daha belirgin bir etki yaratmaktadırlar.

Saçı dökülen kişilerin saç köklerindeki androjen reseptörleri normalden daha hassastır. Bu da kanda normal düzeyde bulunan androjenlerin saç köklerini daha fazla etkilemesine neden olmaktadır.

Saçların döküldüğü bölgelerde 5-alfa redüktaz enziminin aktivitesi daha yüksektir. Dolayısıyla buralarda daha fazla testosteron dihidrotestosterona çevrilmektedir. DHT`nin testosterona oranı ne kadar büyük olursa saç dökülmesi de o kadar hızlı olur.

3. YAŞAM KALİTESİ VE YAŞLANMA

Kişilerin Normal uyku düzeneği ve beslenme dengesinden çalışma ve yaşam sıtandartlarını sürdürmesi sonucu vücudun kendini yenileme yeteneğini kaybederek normalden çok daha düşkün ve yıpranmış bir hale gelmesi ile oluşur. Yaş ise bunu tetikler

4- DERİ HASTALIKLARI

Mantar ve yağ salınım rahatsızlıklarının tamamında saç dökülmesi görülebilir.

5-İLAÇ KULLANMAYA BAĞLI DÖKÜLMELER

Kemoterapik ilaçların ve troit gibi hormon replesman ilaçlara bağlı dökülmeler olur

6-DAHİLİ HASTALIKLAR

Kanser gibi sistemik etkileri olan hastalıklar sonrasında saç dökülmesi görülebilir.

7-TRAVMALAR

Yanıklar, fiziksel yaralanmalara,radyasyona maruz kalan kişilerde saç dökülmesi olabilir.

Neden? Suçlu Genler!..
Erkek tipi saç dökülmesi genellikle kalıtımsaldır ve birçok erkek için gerçek bir endişe kaynağıdır.Erkek bu özelliği annesinin ve babasının soy ağacındaki bireylerden alır. Eğer genetik olarak saçınızı kaybetmeye programlandıysanız ve saç kaybınız için hiçbir şey yapamıyorsanız uzun dönemde saçınızı koruma şansınız çok azdır.
Erkek tipi saç dökülmesi normal saç döngüsünün dışında bir durumdur. Androgenetik alopesi, adından da anlaşılacağı üzere genetik nedene bağlıdır.

DHT: “Kötü” Testosteron:
DHT vücuttaki pek çok erkeklik hormonundan biridir. DHT bir erkeğin yaşamının erken dönemindeki gelişim aşamalarında önemlidir; ancak, erkekler yaşlandıkça saç dökülmesinin nedeni haline gelmeye baslar. DHT saç folikülünü gözle görülebilir saç üretemeyecek şekilde küçültür.DHT erkek tipi saç dökülmesinde önemli bir rol oynar. DHT `nin Oluşumu DHT`nin saç folikülüne etkisi erkek tipi saç dökülmesi DHT (dihidrotestosteron)`un kil foliküllerine olan aktivitesinden kaynaklanmaktadır.
İnsan saçı normalde büyüme, dökülme ve yeniden büyümeyi içeren bir döngüyü izler. Ancak artmış DHT düzeylerinin büyüme evresinin kısalmasına ve saçın dökülmesi için gereken sürenin kısalmasına katkıda bulunduğu düşünülmektedir, . Bu durum saçların cılızlaşmalarına yol açar.DHT`nin katkısının olduğu durumlar;
Saçın büyüme evresinin kısalması
Saç foliküllerinin ilerleyen minyatürizasyanu
Terminal saç sayısında azalma
DHT`yi Baskılamak Artık Mümkün.DHT miktarı azaltılarak erkek tipi saç dökülmesinin önlenebildiği ve bazı erkeklerde saçın tekrar büyüyebileceği yapılan araştırmalarla gösterilmiştir. Bu bulguların sonucunda, bilim adamları yeni bir tedavi geliştirmişlerdir. Bugün erkek tipi saç dökülmesini önlemek için için daha önce hiç olmadığı kadar çok seçenek vardır.